visage to auric accordant-form; in reascension.
emits reverential tears in dhyanic refuge.
arise perceiver.
returns to sky; arrive home. pilgrim seen.

17 Haziran 2018 Pazar

kaotik kivrim

sucu kendimde aramiyorum artik, beni memnun edebilecek seylerin zerresi bile dunya uzerinde hicbir sekilde mevcut degil. anlayistan, nezaket ve sevgiden o kadar mahrumsunuz ki, bunlari size ben ogretmeyecegim.

paranoya gelip gecer, ben yine tum benligimle buradayim.

31 Temmuz 2017 Pazartesi

galileo

az evvel uzun zamandir dinlemedigim bir sarkiyi dinledim. bundan da evvelinde, aynaya dakikalarca bakip kendimi uzgun gormekten nefret ettigimi fark ettim, kocaman gulumsedim. ne sansliyim ki kendi dostluguma sahibim. bugun cok mutlu uyuyacagim.

15 Temmuz 2017 Cumartesi

dat rosa mel apibus

"umutsuz" ruh halimi ustumden atabildim sonunda, bunun en buyuk yardimcisi sensin. ne zaman yanima gelsen zihnimi dolduran her seyi unutuyorum ve dunyanin en sevgi dolu insanina donusuyorum, bunun icin hicbir sey yapmana gerek yok. hayatimda tanidigim en guzel insansin, babam, cocugum, en yakin arkadasimsin da ayni zamanda. belki de bu yuzden hic kimseye ihtiyac duymuyorumdur senden baska, bu yuzden olmadigin her yerde sikiliyorumdur. saclarinin teline, parmaklarina, nefret ettigin huylarina bile bayiliyorum. sinir uclarimizdan birbirimize baglandigimizdan iyice emin olmaya basladim, kucuk kizin olmak ne guzel!

8 Mayıs 2017 Pazartesi

17.25

sevgi dolu, yardımsever, merhametli yanımla nefret dolu yanımın tam ortasında sıkışıp kalmamın bilmem kaç yüzüncü gününde, kafamı duvara sertçe vurup patlatmak istiyorum. öz bilincin insana bu denli zarar verebileceğini kim düşünebilirdi ki? şu dünyaya yüzlerce güzel şey bırakmak mı yoksa gün geçtikçe boka batan insanoğlu için kılımı bile kıpırdatmamak mı? bu soruların ismi ''ergenlik tribi'' falan değil. yaşadığım şey tamamen çağımızın vebası.

yaptığım şeylerin çoğundan, yaşıtlarımdan nefret ediyorum. sikik dertlerimizden, hiçbir işe yaramayışımızdan, yaratıcılığımızın sıfıra denk olmasından, kendimize hiçbir şey katamamamızdan, şımarık çocuklarınızdan ve görgüsüzlüğünüzden nefret ediyorum. gerçekten acıdığım şeyler varsa, onlar da, üzerine bastığımız toprak, boğduğumuz hayvanlar ve soluduğumuz havadır. başka hiçbir şey değil. keşke herhangi bir denizin içinde balık olsaydım diyeceğim ama, denizlerin de içine sıçtınız.

insanoğlu, hiçbir boku hak etmiyorsun. umarım mucizevi ve tanrısal bir şey olur da, hepimiz yok oluruz. tüm o kaos sona erer ve dünya gerçek sahiplerine kalır. 

24 Mart 2017 Cuma

dedi ki

''buddha'nın aydınlanmasından sonra yedi günlük sessizlik geçince rahatsız oldular, çünkü bir insanın aydınlanması ender görülen bir şeydir. öyle ender ve öyle eşsiz bir fenomendir ki, varoluşun ruhu bunu bekler, buna özlem duyar. binlerce yıl geçer ve sonra biri aydınlanır.

gautam buddha ya konuşmazsa? ya sessiz kalmayı seçerse? bu doğal bir olasılıktır, çünkü sessizlik, aydınlanma için tek doğru dildir. onu bir dile katmayı denediğin an bozulur. ve bozulma pek çok seviyede gerçekleşir.

önce onu bulunduğu yükseklikten aşağı, zirveden zihnin karanlık vadilerine çektiğin an bozulur. ilk bozulma orada olur. gerçekliğinin neredeyse yüzde doksanı kaybolur.

sonra konuşursun. ikinci bozulma orada olur, çünkü yüreğinin derinliklerinde tasavvur edebildiğin başka bir şeydir, onu sözcüklerle ifade ettiğin an bambaşka bir şey olur.

üçüncü bozulma, bir başkası tarafından duyulduğu zaman gerçekleşir, çünkü onun kendi fikirleri, koşullanmaları, felsefeleri, ideolojileri vardır.''


kaotik kıvrım

iki saniye içinde gerçekleşenler:
badem gözlü adam öldürdüğü geyiğin başında diz çökmüş ağlıyor.
bir başka adam kurduğu yer sofrasında çocuklarını izliyor.
bu kez bir çocuk, ağacın dallarından meyve topluyor.

her biri başka bir zaman diliminde, başka bir şeylerle meşgul. babamdan öncesini kronolojik halde görüyor gibiyim. bunu her zaman merak etmiştim.

şimdi müziğe odaklanıyorum, bach ve klavsen. onun da evvelini düşünüyorum:
önce birileri, tehlikeyle tanıştı.
doğanın ritmini duygularıyla karıştırdı.
taklidi müziğe çevirdi.

her şeyin bir evveli var. şimdi sana dönüyorum.

öyle güzelsin ki, aslında her şeyin evveli yokmuş.